Benedicta hakkında birşey yazmak dünyada yapabileceğiniz en zor "şeydir". Çünkü benedicta her ne kadar insan formuna haiz bir canlı gibi görülebilmesine rağmen, onun görüntüsünün altında yer alan "derinlik" için korkusuz bir scuba diving beceresi, cesareti ve en önemlisi isteği gereklidir.
Onu anlamak için, onun tüm varoluşunun ifade ettiği evrensel anlamla, sizin için ifade ettiği anlamı birbirinden iyi ayırmanız gerekir. Çünkü bunu yapmadığınızda bir yere varamazsınız. Sadece 1989 yılının "algısı" ile "abyss" filmini seyreden ve herşeye vasat bir ev kadını gibi şaşıran denyo olmaktan öteye geçmez; çaresiz çabalarınız.
Hata da burada başlar....
Benedicta, 21.yy'da yaşamış olduğunu bir sonraki yaşamlarımızda "deja vu" cinsinden anımsayacağımız bir "filozof" olarak kabul görecektir. Sosyomat yazıtlarını kitap yaparsa, hatırlanması daha kolay olacaktır. O ayrı mevzu.
Benedicta, hepimizin taşıdığı beyinlerimizin çağrıştırdığı şherşey ya da hiçbirşeydir. Çağrıştığında "Benedicta" olur. Bazen dünyanın en seksi kadınlarından biri, bazense tanıyabileceğiniz en zeki ve dolu bir beyin taşıyan insanıdır.
Kıl ve gıcık tarafları hiçbirimizden az değildir. Zaman zaman zayıflıkları ya da içerisine düştüğü çıkmazları da... Ancak en azından kendi payıma benden ve hatta daha ileri giderek tanıdığım birçok kişiden fazlalıkları "fevki şahanesi"ndedir.
Benedicta önce bir insandır. Ancak gerçekten insandır. Arzu etmeniz halinde size nasıl olunabileceği konusunda ilham verir.
Benedicta sonra süper bir dost, arkadaştır. Eğer yaşınız tutyorsa, 1980'li yıllardan Yaşar Alptekin, Nuri Alço filmlerinden küçük detayları ve hatta sadece vatka takılmasına ilişkin çok keyifli sohbetler yapabilirsiniz.
Benedicta ayrıcana süper bir kadındır. Kadın olmanın hakkını görsel ve içerik olarak verir. Bir kadın nasıl olmalıdır, davranmalıdır konusunda "fikir modelliği" yapar. Catwalk'u yoktur sadece.
Benedicta zihin açıcıdır. Kendi içinize yapacağınız yolculukta biletinizi keser. İade de alır, bu arada.
Her insanın kolayca bir kullanma kılavuzu çıkartılabilir. Türkçe'ye kullanım kılavuzu olarak çevrilen "user's manual" -ki ben onun için- el kitabı diyeyim, benedicta için yazımı zordur. Tanıdığım windows uyumlu tek kadındır. 1 ve 0 esasında çalışır. Ancak çaktırmadan 2 olasılığını da hesaplar.
Koç gibidir çünkü koçtur. Liderlik özelliği vardır.
Hakkında çok şey yazılabilir ancak onu özel kılan en önemli farkı, "olduğu" gibidir ve varoluşuna katı bir sadakatle bağlıdır.
Bunun da bedelini hesapsız öder.
Doğal olarak bu onu cesur kılar.
Yanında cesaret sahibi olursunuz. Düşünmeye, kendinizi eleştirmeye ve hatta değiştirmeye de. Dönüşüm etkisi vardır. Onun yanında aynı kalabilmek ve dönüşmemek için "öküz" olmanız gerekir. Bu öküz olup olmadığınızı test etmek için de bir imkan sağlar size.
Herbi boku bilir zannedersiniz ve sonra şüphelenirsiniz.
Ancak anlarsınız ki, herşeyi bilmek mümkün olmasa da, anlamak ve hatta üzerine konuşabilmek -bir laz müthait elinden çıkmamış güzel bir- düşünce mimarisi ile mümkündür. Onda vardır.
Hep hatırlanacak biridir. İçtiğinde ve duygusal oluğunda daha bir kadın ve hatta çocuktur. Bizden biridir. Ancak hiç hesap kitap yapmaz.
Düşünceleri, ifade kabiliyeti ve hayatı anlama ve kavrayışı çok hoşunuza gider.
Bağımlılık yaptığını hissettiğinizde uyanırsınız ki, (yeterince akıllıysanız) bağımlılık yapan, onunla dönüştüğünüz gerçek "siz"sinizdir.
Bu yüzden "gerçek" olmak için ona ihtiyaç duyar sonra bunu tek başınıza yapmayı öğrenip; bir çekirge gibi saygı da duyarsınız.
Onunla paylaşmak güzeldir.
Bazen bitmesini istemezseniz içinde benedicta olan bir anın, yanında ya da uzağında sadece düşünerek.
O hali hazırda bişiydir ancak sistem onu içine alamaz. Aldığında dönüşmekten korkar.
Her hangi bir korkunuzu öldürür. Korkmayı bırakırsınız.
Bu tanıtım yazısına döndü biraz ancak Benedicta, emin olduğum şekliyle bence "budur". Benim için ya da herkes için. Çok da umursadığım birşey değil, bu ayrıcanaaa.
Benedicta, seni tanıdığıma gerçekten memnun oldum. Umarım günün birinde indigo bir başka benedicta (erkek ya da kadın) soyunu devam ettirir.
Dünyaya anlamlı katkı potansiyeli olan biri olarak, "sisteme" -seni tanıyanlarının içine sızdığın gibi- girip, evrende kendi payına düşen evrensel sorumluluklarının icra edeceğin görevinde iyi şanslar diliyorum.
Herkes muhtemelen azami 25 cm'lik rahim koşusunun 1.cisi olmasına karşın; hayat koşularımızda tenlerimiz, gözlerimiz, zhnimiz, ruhumuzda bıraktığın derin ya da hafif izler (çizikler) ve soyutluğumuza katkıların için sana teşekkür ediyorum.
Seni tanımak ve paylaşmak güzeldi. Beklentilerimizi üstbenliğimizle kontrol ederken, aşağıda çaresizce istememiz hususudaki insan olma ikilemlerimize rağmen, "benedicta sendromu" diye bir bilimsel bulgumu ilan etmek istiyorum.
"benedicta sendrom"u, stockholm sendromuna benzer. stockholm'de kurban/rehine (ki ingilizcesi daha şık bir kelimedir "hostage") olarak "eziyetçimize" karşı geliştirdiğimiz empati ile ilgildir. Benedicta'ta da ise halen "hostage" durumumuz vardır. Ancak eziyetçimiz "kendimizidir". Böylelikle eziyet eden kendimiz ile rehine/kurban arasında bir empati kurulur ve tutsaklık bitebilir ve bittiğinde de yeni bir hayat kurmak için geçmişe öykünmeden ve kurban psikolojisinden çıkma şansı elde edebilirsiniz.
Kendinizi -her nasıl, kendinize yaptığınız bir eziyet varsa- kurtarırsınız bilmiyorum ancak "benedicta sendrom"u diye birşey deneyimlediğimden, stockholm'e sadece jazz dinlemeye giderim ben.
Benedicta teşekkür ederim.